noimage

İçeriği Paylaş:

Hareketin Aktif Unsurları MYOLOJİ (Kas Bilimi)

Hareketin Aktif Unsurları

MYOLOJİ (Kas Bilimi)

Kaslar Hakkında Genel Bilgiler

Kaslar hareket sisteminin aktif unsurlarıdır. Hareketi meydana getirebilmek için lazım olan kinetik kuvvet kaslarda meydana gelir. Kuvvetin kaynağı, besin olarak aldığımız ve alimenter organlarında birçok değişikliklere uğradıktan sonra kana karışarak dolaşım organları aracılığı ile kas hücrelerine gelen maddelerdir. Bu maddelerde saklı olan potansiyel enerji, kas hücrelerinde meydana gelen olaylar sırasında kinetik enerji şekline çevrilir. Bir motor gibi kinetik enerji meydana getiren kasların harekete geçebilmesi için bütün motorlarda olduğu gibi (kontakt), bir uyarmaya ihtiyaç vardır. Bu uyarma mekanik, kimikal veya elektrik akımı şeklinde de olabilir. Kasın üzerine yapılan bir darbe, bazı kimikal maddelerin etkisi veyahut elektrik akımı ile kasları harekete geçirebiliriz. Fakat bu gibi dışarıdan gelen uyarmaların meydana getirdiği hareketler normal ve fizyolojik değildir. Bütün canlılarda kasların normal hareketlerini meydana getiren uyarmalar, beyinde veya medulla spinalis’te bulunan sinir hücrelerinden gelirler.Kasların çalışması, yapışma noktalarından biri veya her ikisi de hareketli ise, şeklinin değişmesi kısalma, kalınlaşma ve sertleşmesi ile kendini gösterir. Başka kuvvetlerin etkisi ile kasın her iki ucu da sabit kalırsa, kas kısalmaz, fakat sertleşir. Bu gibi hallerde kas herhangi bir hareket meydana getiremez. Fakat böyle olmakla beraber kas yine çalışır belirli bir kuvvet meydana getirir ve bu kuvveti başka bir kuvvete karşı koymak için kullanılır. Ömeğin elimizde bir ağırlığı belirli bir yükseklikte tutabilmemiz için o anda hiç bir hareket yapmadığımız halde, kol ve ön kol kaslarımızın çalışması ve ağırlığa karşı koyabilecek derecede bir kuvvet meydana getirmeleri lazımdır. İkinci bir ömek olarak da, vücudumuzun bir, parçasının belirli bir durumda kaslar tarafından tespit edilmesini gösterebiliriz. Bu sırada da bu işe katılan kaslar çalışırlar, fakat kısalmaz, şekillerini değiştirmez ve tespit ettikleri organı harekete getirmezler.Kasların kısalması, kalınlaşması ve sertleşmesi ve yapıştıkları organı harekete getirmeleri, kas hücrelerinin kendilerine has olan ve kontraktilite (kısalma yetenekliği) adı verilen spesifik nitelikleri sayesinde mümkün olmaktadır.Kas dokusu; kas hücrelerinin yapısı, hücrenin fonksiyonuna göre ayarlanmıştır ve kasılma sırasında hücrenin çeşitli unsurları şekil ve durumlarını değiştirebilecek durumdadır. Şimdi insan vücudunda görülen çeşitli kas dokularını kısaca gözden geçirelim.Mikroskobik yapı bakımından insan vücudunda görülen kasları düz kaslar, çizgili iskelet kasları ve yürek kasları olmak üzere üç gruba ayıra biliriz. Mikroskobik yapı bakımından olduğu gibi,  bu üç çeşit kaslar fonksiyon bakımından da birbirinden farklıdır. Bunlardan düz kaslar ve çizgili yürek kaslarının çalışmaları isteğimize tabi olmayıp autonom sinir sistemi tarafından idare edilirler. Çizgili iskelet kaslarının çalışmaları isteğimize tabidir ve cerebro spinal sinir sistemi tarafından idare edilir.Cerebro spinal sistem tarafından idare edilen çizgili kasların çalışması çok zaman haberimiz olmadan refleks yolu ile meydana gelebilirler. Diğer taraftan autonom sinir sistemi tarafından idare edilen bazı düz kasların çalışması üzerinde cortikal merkezlerin çok büyük etkisi vardır. Biz burada düz kas liflerinin yapısını ve özelliklerini kısaca gözden geçirdikten sonra başlıca çizgili iskelet kaslarını inceleyeceğiz. Çizgili yürek kasları ise, cardiovasculer sistemi anlatırken bahsedilecektir.Düz kas lifleri, çoğunlukla iç organlarımızın ve damarlarımızın duvarlarında bulunurlar. Fakat bundan başka çeşitli organlarımızı birbirine bağlayan bağlar içerisinde ve çeşitli organların çeşitli parçalarında görevli olan düz kas lifleri de vardır. Düz kas lifleri yavaş, kasılırlar ve kasılma olayının herhangi bir devresinde duraklayarak o anda aldıkları şekil ve durumu fazla enerji sarf etmeden ve fazla yorulmadan uzun müddet muhafaza edebilirler. Bundan dolayı düz kas lifleri, genellikle hareketlerin yavaş oluşmasına, fakat bu hareketler sonucunda meydana gelen durumun uzun müddet muhafaza edilmesi gereken organlarda bulunurlar.Düz kas lifleri iğ biçiminde, en çok 0,5 mm. kadar uzunlukta, 3 – 4 mikron kalınlıkta, soluk renkte ve tek çekirdekli hücrelerdir. Çekirdek oval biçiminde olup hücrenin ortasında bulunur. Sarkoplazma içinde birbirine ve hücrenin uzunluğuna paralel durumda çok ince  fibriler (miofibril) bulunur. Kas hücrelerinin kasılma yetenekliği başlıca bu miofibrillere bağlıdır. Burada miofibriller, çizgili kaslardan farklı olarak, düz ve homojendir ve ışık kırma yetenekliği bütün kısımlarında aynıdır. Bazı düz kas hücreleri çok küçük olurlar (22 – 25 mikron). Bu gibi küçük hücreler yan uzantılar ile birbiriyle birleşir ve bir sinsitium meydana getirirler. Bu şekilde düz kas hücrelerinden meydana gelen sinsitiumlar bilhassa düz kas liflerinin ince bir tabaka halinde  büyük yüzeyleri örttükleri ve yahut başka dokular arasına katılarak uzandıkları yerlerde görülürler. Organ boşluklarını sınırlayan duvarlarda bulunan düz kas lifleri, birbirine paralel olarak sıralanır, huzmeler ve tabakalar meydana getirirler. Komşu kas lifleri çok ince membranlar ile birbirine bağlanmıştır. Bu membranlar, kasılma ve esneme sırasında liflerin normal durumlarının değişmemesini sağlarlar. Daha kalın olan huzmeler bir bağ dokusu ile çevrilmiş olup bu doku aracılığı ile birbirine ve komşu organlara tutunurlar. Bazı düz kas huzmeleri bu gibi elastiki kirişler aracılığı ile, bazıları doğrudan doğruya elastiki membranlara tutunarak muskulo elastik sistemler yaparlar. Bu gibi sistemlerde kasların uzaması veya kısalması liflerin elastikiyet kuvvetinin derecesini değiştirir ve bu şekilde sinirler tarafından idare edilen kaslar, aktif olarak çeşitli durumlara göre elastikiyet kuvvetinin etkisini ayarlayabilirler.Düz kas lifleri de, başka kaslarda olduğu gibi, fazla çalışma sonucunda hem uzunluk, hem kalınlık bakımından büyüyebilirler (hypertrophie). Fakat bütün, hücrelerde olduğu gibi, yalnız belirli bir dereceye kadar büyür. Düz kas lifleri için bu sınır eski hacminin sekiz mislidir. Gebelik sırasında   uterus   duvarındaki   düz   kas   liflerinin  büyümesi,   fazla   çalışma   sonucu olmayıp hormonların etkisi ile olur ve doğum için bir hazırlıktır. Düz kas lifleri mitoz’la bölünerek sayılarını da arttırabilirler. Az çalıştıkları takdirde, iskelet kaslarında olduğu gibi, düz kas lifleri de küçülür ve sayıları da azalır (atrophie). Bütün düz kaslar sinirlerini autonom sinir sisteminden alırlar.Çizgili iskelet kasları, hareket sisteminin aktif unsurları olup hareket için lüzumlu kuvveti meydana getirirler. Kas (musculus) ismi verilen bu hareket organların hacim itibariyle büyük bir kısmını, kuvveti meydana getiren ve kontraktilite denilen kasılma yetenekliği olan kas lifleri yaparlar. Bundan başka kasların kiriş (tendo, tendines) denilen ve çeşitli kaslarda çok değişik şekiller gösteren parçaları vardır. Kirişleri meydana getiren dokular kas dokusundan hem yapı, hem fonksiyon bakımından çok farklıdır. Kirişlerin kasılma yetenekliği yoktur ve hareket sisteminde oynadıkları rol pasif olup, görevleri kas liflerinin meydana getirdiği kuvveti iskelet parçalarına iletmektir.Mioblastlardan meydana gelen çizgili kas hücreleri şekil ve yapı bakımından vücudumuzun başka hücrelerinden çok farklıdır. Bu hücrelere, yapılarında görülen özelliklerden dolayı, çizgili kas lifleri adı verilmiştir. Kas liflerinin uzunluğu çok değişik olup 15 cm. ye kadar çıkabilir. Kalınlıkları ise, 10 ile 100 mikron arasındadır.Her bir kas lifinin her tarafı eksiksiz olarak sarkolemma denilen ince bir zar ile sarılmıştır. Zarın içinde birbirine paralel olarak sıralanmış miyofibril adı verilen ince ipliklerden meydana gelmiş huzmeler görülür. Bu iplikler arasında az miktarda hücrenin protoplazması (sarkoplazma) bulunur. Sarkoplazma liflerin ucuna doğru fazlalaşır. Sarkolemma ile miyofibril huzmeleri arasında, yani kas liflerinin kenarlarında, çok sayıda çekirdekler bulunur, Bazı kas liflerinde çekirdeklerin sayısı birkaç yüze çıkabilir.Mikroskopla incelerken, kas lifinin eksenine dikey durumda birbirini düzenli olarak izleyen açık ve koyu renkte çizgiler görülür.Kimyasal bakımdan kas liflerinde, çok çeşitli albüminler bulundurulur. Bunlardan en önemlileri miyosin ve aktin (miyogen) denilen maddelerdir. Bundan başka kas liflerinde değişik miktarda karbonhidrat, yağ, lipoidler ve miyoglobin adı verilen hemoglobine yakın bir pigment bulunur.Çeşitli kasları meydana getiren kas lifleri birbirine bağ dokusu aracılığı ile bağlanmıştır.  Aynı zamanda damar ve sinirleri de koruyan bu bağ dokusu, kasın dış yüzeyinden başlayarak derinlere sokulur, ayrı ayrı kas liflerini sarar ve belirli bir sistem içinde lifleri birbirine bağlamak suretiyle kasın şekil ve durumunu tespit eder. Bu sistemi, birbirine bağlı, gittikçe küçülen ve çeşitli sayıda kas liflerini içine alan birçok kutulardan yapılmış bir sistem olarak düşünebiliriz. Kutuların duvarını yapan bağ dokusu, kutular küçüldükçe ve derinleştikçe incelir ve sonunda her bir kas lifini ayrı ayrı sarar ve sarkolemma denilen incecik zarla birleşir. Her bir kasın etrafı bağ dokusundan yapılmış bir zarla sarılmıştır. Kasın içinde kas liflerini ve çeşitli ka1ınlıkta kas huzmelerini birbirine bağlayan bağ dokusu uzantılarının hepsine birden perimysium intemum, bütün bir kası dıştan saran zara perimysium extemum denir. Bundan başka grup halinde birkaç komşu kası dıştan örten ve yanlarda kemiğe yapışan, fascia denilen zarlar vardır. Fascia’ nın kemiğe yapışan ve çeşitli kas gruplarını birbirinden ayıran kısımlarına septum intermusculare denir. Bu şekilde fascia, kemikle beraber bir kas grubunu içine alan bir kılıf meydana getirir. Seyri sırasında yönünü değiştiren ve çeşitli eğrilikler gösteren kasların kendilerine mahsus fasciaları vardır. Bu gibi kaslarda (mesela; musculus sartorius) fassia, kasın her tarafını sararak sabit bir kılıf meydana getirir. Bu sabit kılıf, kasın, kasıldığı zaman da, aynı durum ve yönde kalmasını sağlar. Fascialar örttükleri kaslara çok gevşek olarak tutunmuştur ve kasların hareketlerine engel olmazlar. Kasları ayrı ayrı veya grup halinde örten fassialar etrafımızı ve bütün gövdemizi saran genel gövde fasciasının bir parçasını yapar ve hiçbir yerde kesilmeden komşu organları örten fassia ile uzanırlar. Fasciaların yapı ve kalınlıkları gövdenin çeşitli kısımlarında çok değişiktir ve fonksiyona göre ayarlanmıştır. Hareketlerin çok olduğu yerde (ömeğin eklemler üzerinde) fascia ince ve yapısı da fascianın uzama ve kısalmasına elverişli bir şekilde olur. Eklemlerden uzak ve bilhassa kasların dışarıdan gelen etkiler altında kaldıkları kısımlarda, kasları örten fascia daha kalın olur (ömeğin femur’da fascia lata olduğu gibi).Kas Kirişleri: Kirişler, kasların meydana getirdiği kuvveti iskelet parçalarına ulaştıran yardımcı oluşumlardır. Kirişlerin büyüklük ve şekilleri ait oldukları kasların şekil ve fonksiyonlarına göre çok değişiktir.Kiriş dokusunun en önemli kısmını kalın kollagen lifler meydana getirirler. Bir kaç kollagen lif birbirine paralel durumda bir araya toplanarak ince huzmeler yaparlar. Bu ince huzmeler arasında kiriş hücreleri (fibroblast) bulunurlar. İnce kiriş huzmeleri bağ dokusu aracılığı ile birbiriyle birleşerek daha kalın huzmeler meydana getirirler. Kollagen lif huzmeleri, kısa kirişlerde birbirine paralel olarak, uzun kirişlerde ise hafif kıvrıntılar yaparak dalgalar şeklinde uzanırlar. Kas kasıldığı zaman evvela bu dalgalar kaybolur, huzmeler doğrulur. Bundan sonra kirişin ilettiği kas kuvveti tam olarak kemik üzerinde etkisini gösterir ve kemiği harekete getirir. Bu şekilde kas kuvvetinin bir ‘kısmı kayboluyor. Fakat kuvvet etkisinin tedricen başlaması ile bu sırada kemikler bir hazırlık devresi ve harekete tedricen başlamak imkanını kazanmış olurlar ve aynı zamanda yapışma yerlerinde kas kuvvetinin dokular üzerindeki etkisi de, tedricen başladığı için, daha hafif olur. Kollagen huzmeler arasında bunları birbirine bağlayan elastiki lifIer  bulunur. Bu lifIer, kas gevşediği zaman, kollagen huzmelerin tekrar kıvrılmasını ve tekrar eski dalgalı durumlarına dönmelerini sağlarlar.Kesiti 1 mm2 kiriş, kopmadan 6 – 10 Kg. kadar çekme kuvvetine dayanabilir. Kasın kalınlığı kirişin kalınlığına nispeten 60 misli fazla olabilir. Kasın kuvveti ile kirişin çekme kuvvetine   karşı olan direnme yetenekliği arasındaki nispet bütün kaslarda kirişin lehine olarak ayarlanmıştır. Hiç bir kas yalnız kendi kuvveti ile kirişini koparamaz. Kiriş kopma vakalarında muhakkak başka kuvvetlerin de etkisi olması lazımdır.Kas ile Kirişler arasında ilişki: Kirişler her zaman yalnız kasların uçlarında yer almazlar. Bazen kirişler yassı tabaka halinde kasın bir kısmını örterler, bazen de çeşitli uzunluk ve kalınlıkta huzmeler şeklinde kasın içine sokulurlar. Yalnız kasın uçlarında görülen yuvarlak kirişlerin de kasın içine sokulan uzantıları vardır. Bu şekilde kas hücrelerinin kirişle birleşme alanı çok büyümüş oluyor.Kas lifleri kirişle birleşirken kuş tüylerinde olduğu gibi bazen iki taraflı, bazen da yalnız bir taraflı olarak sıra ile birbirini izleyerek arka arkaya kirişe yapışırlar. Bu sırada kas lifi ile kiriş arasında, genişliği değişik olmakla beraber, her zaman bir dar açı meydana gelir. Kas lifleri kasıldığı zaman bu açı genişler. Komşu lifler arasındaki mesafe çoğalır ve bu şekilde kasılma sırasında kalınlaşan lifler kendileri için sığabilecek yer bulurlar. Kas lifIerinin bu şekilde kirişin çeşitli kısımlarına yapışmaları, bir kirişin etrafında daha fazla kas lifinin toplanmasına imkan verir. Eğer bütün kas lifleri aynı yükseklikte kirişle birleşmiş olsalardı, kasılma sırasında kalınlaşmış lifler kendilerine yer bulamazlardı ve sonunda ya kasın parçalanması veya kirişi meydana getiren kollagen huzmelerin dağılması icap ederdi.Kemiklere tutunduğu yerlerde kiriş dokusu, periost dokusuna karışır ve kiriş dokusu, periost dokusunda bulunan liflerle uzanırlar ve buradan da Sharpey lifleri ile kemik dokusuna karışırlar. Kasların hepsi de kemiklere tutunmazlar. Bazıları kemikler arasında bulunan ve membrana interossea denilen zarlara, bazı1arı kalın fassialara ve kas grupları arasına sokulan septum intermusculare’ lere, bazıları da deriye tutunurlar. Buralarda da kas liflerinin ucundan çıkan ince ve kısa kirişler bu zarların veya derinin dokusuna karışırlar.

İçeriği Paylaş:
İlginizi Çekebilir
Yorum Yapılmamış

Henüz Hiç Yorum Yapılmadı..

Yorum Yaz

Hareketin Aktif Unsurları MYOLOJİ (Kas Bilimi)

Anatomi

31/08/2016 | Yorum Yok | 47 | kucukakarsu