noimage

İçeriği Paylaş:

Kalp Aktivitesinin Kontrolü

Kalp Aktivitesinin Kontrolü 

Bir insan istirahat halinde iken kalbin dakikada 4 ila 6 litre kan pompalaması beklenir. Fakat ağır egzersiz esnasında bu miktarın beş katı kadar (20 -30 litre) kan pompalaması gerekebilir. Bu bölümde, pompalanacak kana olan ihtiyaç ileri derecede arttığında, kalbin bu duruma kendini nasıl uydurduğu (adapte ettiği) izah edilecektir.Kalp pompalama gücünü iki esas vasıta ile ayarlar: 1. Kalbe dönen vena kanı volümüne göre, Kalbin otoregülasyon (kendi kendine ayarlama) mekanizmasının harekete geçmesi ile ve 2. Otonom sinirler vasıtasıyla kalp atım sayısının ve kas gücünün ayarlanması iledir.Kalbin pompalayacağı kan miktarını tayin eden en önemli faktör, venalar yoluyla kalbe akan kan miktarıdır. Vücudun her dokusu kendi içinden geçecek kan miktarını kendisi ayarlamaktadır. Dokulardan ne kadar kan geçerse geçsin, sonunda bu kan venalar yoluyla sağ atriyuma döner. Kalp kendine gelen kanı otomatik olarak damarlar sistemine (arterlere) pompalar.Buna göre, kalp kendisine gelen ve zaman zaman değişen bazen dakikada 2 – 3 litreye düşen bazen 20 litreyi aşan vena kanını pompalayacak şekilde kendisini ayarlaması gerekir. Kalbin bu değişen yüke göre kendisini ayarlama yeteneğine, kalbin Frank – Starling prensibi (Frank – Starling mekanizması) denir.Frank – Starling mekanizmasının dayandığı temel perensip, kas boyu gerilim ilişkisidir. Kasılma başlamadan önce kasın boyu ne kadar uzamış ise, kasılma o kadar kuvvetli olur. Ventrikulus içine giren kan miktarı ne kadar çok olursa, ventrikulus kasları o kadar gerilip uzayacak, kasılma da buna uygun biçimde daha kuvvetli olacak ve kalbin pompaladığı kan miktarı artacaktır.Kalp sempatik ve parasempatik sinirler alır. Kalbin bu sinirleri kesilse bile, kendi aktivitesini ihtiyaca uyduracak biçimde ayarlayabilir. Kalp – akciğer preparatında kalbin bu özellikleri incelenmiştir. Bu preparatta, aorta yoluyla kalbi terk eden kan, borularla dıştaki bir sisteme gönderilir ve buradan tekrar sağ atriyuma verilir. Yapay solunum aygıtı ile akciğerlere hava verilmek suretiyle kan oksijenlendirilir. Ara sıra kana glikoz ilave edilerek kalbin kontraksiyon enerjisi sağlanır. Kan bu sistemde dolaşırken, sol atriyum basıncı, aorta basıncı ve kan miktarları ölçülür. Kanı sağ atriyuma getiren venaya ekli deponun yukarı kaldırılması veya aşağı indirilmesi ile, sağ atriyumdaki basınç değiştirilebilir. Bu deponun etrafında elektrikle ısıtma tertibatı  bulunur ve kan vücut ısısında tutulur. Aorta’dan çıkan boru üzerine bir kıskaç koyarak arteriyel direnç değiştirilebilir. Bu sistemle demonstre edilebilen bazı kalp fonksiyon prensipleri aşağıda belirtilmiştir.

  1. Vena rezervuarı (deposu) görevini yapan kabın aşağı indirilmesi ya da yukarı kaldırılması ile, diyastol – sonu volüm ile bir sistolde pompalanan kan miktarı arasındaki ilişki gösterilebilir. Rezervuar yükseltilince kan hızla kalbe akarak kalp boşluklarını fazlaca gerer, genişletir. Bunu izleyen sistolde pompalanan kan volümünün artması, Frank – Starling prensibini
  2. Sağ atriyum basıncı değişmez kaldıkça, arteriyel direncin artırılmasının, pompalanan kan volümüne etkisi olmadığı gösterilebilir. Bundan anlaşılır ki, fizyolojik sınırlar içinde, arteriyel basıncın artması, kalbin pompalama gücünü önemli derecede etkilemez. Bununla beraber, çok yüksek arteriyel direnç kalbi etkiler ve sistolik volümü azaltır.
  3. Kalp atım sayısı üzerine çeşitli faktörlerin etkileri, kalp akciğer preparatı ile incelenebilir. Kalbe kan akımı artırılınca atım sayısının arttığı; perfüzyon sıvısının ısısı artırılınca ve perfüzyon sıvısına norepinefrin ilave edilince atım sayısının arttığı; asetikolin ilave edilince atım sayının azaldığı; kalp sinirleri uyarılınca atım sayısının buna göre değiştiği gösterilebilir.

Normal insanda veya hayvanda kalp aktivitesi, geniş ölçüde merkezi sinir sistemi tarafından ayarlanır. Medulla oblongata’dan çıkan n. vagus’un kolları kalbe gelirler. Omuriliğinin thorasik bölgesinden kök alan sempatik sinirler de kalbe gelirler. Sağ taraftaki n. vagus daha ziyade S – A düğümüne, sol vagus ise, daha ziyade A – V düğümüne gelir. Kalpten ağrı duyusunu merkezlere ileten (afferent) sinirler, sempatik sinirler içinde bulunurlar.Deney hayvanlarında kalbin vagus siniri kesilirse, kalp atım sayısı artar. İnsanlara atropin enjekte edilirse, aynı şey gözlenir; zira atropin vagus sinirinin kalbe olan etkisini önler. Buna göre, vagus siniri normal durumda kalbin gereğinden fazla çalışmasını önlemektedir (vegal ton). Vagus sinirinin kesilmesi, yahut atropin ile etkisinin ortadan kaldırılması sonucu vegal ton ortadan kalkmakta ve istirahatta bile kalp atım sayısı artmaktadır. Daimi ağır egzersiz yapanlarda (maraton koşucularında) kalp atım sayısı, diğer insanlardakinin yarısına yakındır (dakikada 35 – 50 kadar). Bu kişilerde vagusun tonik etkisinin daha bariz olduğu anlaşılmaktadır.Deney hayvanlarında vagus siniri elektrik akımı ile uyarıldığında, kalp atım sayısı ve atriyumların kasılma gücü azalır. Uyarma şiddeti artırılırsa, kalp diyastol halinde iken durabilir. Kalp üzerine sadece sempatik sinirlerin etkisini gözleyebilmek için, kalp – akciğer, Prepatını incelemek uygun olur. Böylece merkezi sinir sisteminin işe karıştığı diğer düzeneleyici etkiler ortadan kaldırılmış olur. Kalp-akciğer prepatında dolaştırılan kana, sipatik sinir uçlarından  salınan transmitter madde olan norepinefrin ilave edilirse atriyumların ve ventrikulusların  kasılma gücü artar. Buna bağlı olarak kalbin pompaladığı kan miktarı (kardiyak output) ve arteriyel kan basıncı yükselir.Sempatik ve parasempatik sinirler kalp üzerine etkilerini, peysmeyker (S-A düğümü) potansiyelini değiştirerek yaparlar. Sipatik sinir peysmeyker patansiyelini daha çabuk eşik değere ulaştırır; parasempatik ise geciktirir. Kalp atımları arasındaki mesafenin uzaması, bir dakikadaki kalp atım sayısını azaltır.

İçeriği Paylaş:
İlginizi Çekebilir
Yorum Yapılmamış

Henüz Hiç Yorum Yapılmadı..

Yorum Yaz

Kalp Aktivitesinin Kontrolü

Anatomi

1/10/2016 | Yorum Yok | 77 | kucukakarsu